Film Kritik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Film Kritik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Film-Kritik (İki Gün Bir Gece)


         
 merhaba değerli okuyucularım,

          Size, Yedinci Sanat Sinema Kulübü bünyesinde sorumlu tutulduğum İki Gün Bir Gece filmi hakkında izninizle bilgi vermek ve filmin değerlendirmesini   yapmak istiyorum. Umarım sonuna kadar okursunuz ve okumanızı bitirdiğinizde ilgili metnin size faydalı olduğunu düşünürsünüz. Her yeni gün yeni bilgiler bakış açısıyla ilerlemeniz, ilerlememiz dileğiyle.

          Türkçe’ye İki Gün Bir Gece ismiyle çevrilen film Dardenne Kardeşlerin ürünü. Filmin senaristliğini ve yönetmenliğini Jean-Pierre Dardenne ve Luc Dardenne yapıyor. Film esas itibariyle gerçekçi ve yalın bir yapıt. Filmin başrolünü Marion Cotillard oynuyor ve muhteşem bir performans sergiliyor. Aşırıya kaçmadan depresyondaki bir karakteri izleyiciye kendisiyle özdeşleştirerek izleyiciye tanıtıyor. Belçika Seraing’te çekimleri yapılan ve ilgili bölgenin  genel atmosferini yansıtmayı amaçlayan İki Gün Bir Gece Dardenne kardeşlerin 1999 yapımı Rosetta filmine kardeş bir film olarak görülüyor.

Film Kritik (Siyah-Beyaz Seçki)

Siyah Beyaz Kuşak – Sinemanın Hikâyesi

     "1800’lü yılların sonunda yeni bir sanat formu keşfedildi. Hayallerimize benziyordu. Filmler artık multi milyarlık bir global eğlence sektörü. Ama onları yöneten gişe başarısı ya da gösteri dünyası değil. Tutku, sevgi. Bu tutkuyu bulmak için dünyayı dolaşalım sinemanın hikâyesini birlikte dinleyelim." (The Story Of Film An Odyssey'den alıntı.) 

    Briot der ki; "Bütün öbür sanatlarda olduğu gibi sinemada da yalnızca ustalar vardır." Sinema bugününe ustaları sayesinde geldi. Tüm bu olanlar yaşanmadan önce toplumun daha yavaş dönüşümünü sağlayacak araçlar da vardı elbette. Gölge oyunları, tiyatrolar ve tek kişilik gösterimler bu araçlardan bir kaçıdır. Türkiye’de ise sizlerin de iyi bildiği Karagöz ve Hacivat günlük hayatta önemli yer tutmaktaydı. Dünya dönmeye devam ederken Antik Yunan'da kimsenin göremediği bir şeyleri gördü Aristo; Obscura.

Film Kritik (Asabiyim Ben)

         
Herkese merhabalar. Bu yazıda sizlere Ustalara Saygı Kuşağımızda gösterilen “Asabiyim Ben” filmini tanıtmaya çalışacağım. Asabiyim Ben, yönetmenliğini Damian Szifron’un üstlendiği 2014 yapımı Arjantin-İspanya filmi olup, yapımcılığını İspanya’nın önemli yönetmenlerinden Pedro Almodovar üstlenmiştir. Konusal anlamda birbirinden bağımsız 6 kısa filmden oluşan bu uzun metraj filmin ortak noktasını oluşturan öğeler nefret, öfke ve intikamdır. 2014’te Cannes Film Festivalinde Altın Palmiye’ye, 2015’te 87. Akademi ödüllerinde Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar’a aday gösterilmiştir.

Vizyonda Neler Var? (28 Nisan Haftası)

AÇ KAPIYI ÇOK FENAYIM

Aç Kapıyı Çok Fenayım 2017 Türkiye yapımı 106 dakikalık bir film.Romantik komedi tarzındaki filmin yönetmenliğini Kenan Öztürk yapıyorken,senaryosu Oğuzhan Yıldız’a ait.Oyuncu kadrosunda Oğuzhan Yıldız,Dost Elver,Burçin Abdullah,Serkan Şengül ve Gözde Mukavelat gibi isimleri görüyoruz.Filmi izlediğimizde onu hayata bağlayan işi olan senaristliği bırakmış Oğuz’u tanıyoruz.Oğuz’un tek görüştüğü insan ise üst komşusu eski yönetmen Ertem.Filmin devamında ise Oğuz ve arkadaşlarının neler olduğunu hatırlamadıkları bir gecenin ardından sabah uyandıklarında iş tekliflerine boğulduklarını görüyoruz.Bu süreçte yaşanacaklar ve olayın çözümlenmesi merak konusu.

Film Kritik (Taxi Driver)

“Bence birisi bu şehri alıp klozete atmalı ve üzerine sifonu çekmeli.”

    Merhaba; Yedinci Sanat Sinema Kulübü’nün değerli takipçileri, bu yazıda Ustalara Saygı Kuşağımızın bu dönemdeki ilk filmi olan Taxi Driver’ı ele alacağız. Kuşağımızın adına yaraşır gerçek bir usta Martin Scorcese’in belki de en etkileyici, en hafızalara kazınan eseri olan Taxi Driver 1976 yılında Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü kazanmış ve 4 dalda Oscar adayı olmuştur.

Film Kritik (The Prestige)

       Merhaba yedinci sanat sinema kulübünün değerli takipçileri, bu andan itibaren 'Ustalara saygı kuşağı' içerisinde gösterimini yaptığımız  "The Prestige" filminin üzerine hem biraz bilgi vermek hem de filme ilişkin birkaç fikri paylaşmak adına kaleme alınmış bir yazıyı okumaya başlayacaksınız. Öncelikle film, adını yazar Christopher Priest'in aynı adlı romanından alır. 2006 yılında Christopher Nolan yönetmenliğinde çekilmiş ABD-Birleşik Krallık ortak yapımı bir filmdir. İMDB'de 400 binden fazla kişinin oylarıyla 8.5/10 puan almış ve gelmiş geçmiş en iyi filmler arasına girmiştir. Film ayrıca iki dalda(En İyi Görüntü ve En İyi Sanat Yönetmeni) Oscar'a aday olmuş ancak eli boş dönmüştür.
       Filmimiz 19.yüzyılın sonlarında değişmekte olan Londra'da önceleri arkadaş olan iki sihirbazın trajik bir olay üzerine önce rakip, daha sonra da düşman olmalarını anlatıyor. Öyle ki birbirlerinin hayatını karartmaktan çekinmiyorlar. Filmin başrolünde ise çok yetenekli ve büyük oyuncular var: Hugh Jackman, Christian Bale gibi iki büyük isme oyunculuğunun en olgun çağındaki Michael Caine ve kariyerinin başında bir Scarlett johansson eşlik etmiş. Tesla rolünde ise yakın zamanda hayatını kaybetmiş ünlü müzisyen David Bowie'yi görüyoruz. Film sihirbazları konu alıyor ama filmdeki en büyük sihirbaz Christopher Nolan kameranın arkasında oturuyor. Nolan karmaşık sayılabilecek bir hikayeyi basit bir temele oturtmak gibi zor bir şeyi çok kolay gibi gösteriyor. Durağan gözüken akıcılığıyla adeta özgün bir ekole dönüşen "Nolan tarzı"nın en büyük örneklerinden biri olmuş film.

Film Kritik (Ruhların Kaçışı)


Hayao Miyazaki’nin önemli animelerinden olan Ruhların Kaçışı, 2001 yılında Studio Ghibli tarafından yapılmış, 2002 yılında Uluslararası Berlin Film Festivalinde Altın Ayı, 2003 yılında 75. Akademi Ödülleri’nde En İyi Animasyon Filmi Akademi Ödülü ve daha birçok ödüle layık görülmüştür. Filmi yüzeysel olarak anlatmak gerekirse Chihiro adındaki karakterin ailesiyle çıktığı bir yolculukta yollarını kaybederek bir kasabaya gitmeleri ve Chihiro’nun ailesinin domuza dönüşmesi  ve Chihiro’nun ailesini kurtarmak için verdiği mücadeleyi anlatıyor. Fakat bu olayların altında aslında  ekonomik sistem, sosyal sorunlar ve mitolojiyle ilgili bir takım çıkarımlar yapabiliriz.

Film Kritik (A Man for All Seasons)

Herkese merhabalar; değerli Yedinci Sanat Sinema Kulübü takipçileri, bu yazımızda sizlere Oscar Filmleri Kuşağımızda gösterilen unutulmaz filmimiz A Man For All Seasons(Her Devrin Adamı)’ın tanıtımını yapacağız. Filmimiz 1966 yapımı olup 1967 yılı Oscar’ında sekiz dalda aday olmuştur. Bunların altısında ödüle layık görülmüştür, bunları sayacak olursak: En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu(Paul Scofield), En İyi Yönetmen(Fried Zinnemann), En İyi Uyarlama Senaryo, En İyi Sinematografi ve En İyi Kostüm Tasarımı. Film 1960 yılında çağdaşımız yazarlardan Robert Bolt tarafından bir tiyatro oyunu olarak yazılmıştır. Aynı isme sahip bu oyun New York’ta çeşitli ödüller kazanmıştır ve daha da önemlisi filmimizdeki başrolde tiyatrodaki başrolden farklı biri değildir. Usta oyunculuğunun altında bu sebebin yatmadığını kim iddia edebilir? Gerek başrol oyunculuğu gerekse yazarının tarihsel araştırması ile oyun pek çok defa ödül kazanmıştır. Gerçekten de bugün Thomas More hakkında bilinenlerin neredeyse tamamının işlendiği oyun ustaca yazılmıştır. İşin enfes tarafı ise bu mükemmel oyun beyaz perdeye aynı ustalıkla aktarılarak sinema dünyasında ulaşılması zor bir konum elde etmiştir. Tiyatrodan uyarlamada çağının en iyisi olduğu Akademi Ödülü ile ispatlanmıştır. Ayrıca tarihsel araştırmasının kalitesi de filmde gerek kostümler gerek oyuncu makyajıyla da harikulade gösterilmiştir.